Atatürk Lisesi'nden anılar: Mor Sarı

 İzmir'in şanlı okulu, Atatürk Lisesi'nden 1966'da mezun olan tanınmış diş hekimi Dr.Efe Erginer, okulunda geçen yıllarını en ilginç ayrıntılarıyla yansıtan nefis bir kitap yayınladı. Onbinlerce mezunun bu vatansever İzmirli'ye teşekkür borçlu olduğunu unutmayalım.

NEREDE gün ağarsa.. Mor dağların ardında.. Göğsümü ağaran ufka vururum. Altın sarısı ışığı nefes nefese solurum. Bu benim ergenlik sevdamdır. Tahta sıralara kazıdığım gençliğim, yüksek tavanlı sınıfların bir köşesine gizlediğim..

Bahar kokan delikanlılığımdır.. Denizin balığı, göğün kuşudur özgürlüğüm. Sevdamın yağmuru, toprağın kokusu içime sığmayan. Delidolu öfkelerimdir tekmelediğim. İçlenip içlenip ağladığımdır çaresizliğim. Kara korkularımdır zaman zaman.. Soğuk gecelerin yalnızlığı.. Gittikçe ağaran karanlık, cama vuran ilk ışık, trampet sesiyle doğan güneş, hür vatanın hür sesi..Mor sarı menekşeli.. İzmir Atatürk Lisesi!

KEYİFLİ ANILAR

1947 İzmir doğumlu dostum Efe Erginer, "Mor Sarı" isimli kitabına bu şiirsel girişle başlamış.. İzmir'in ve Alsancak'ın tanınmış diş hekimlerinden, tombul ve babacan, vatansever yürekli Atatürkçü kardeşim Dr. Erginer'in alnından öpüyorum. Herkesi de bu göreve davet ediyorum. 

1966'da mezun olduğu "İzmir Atatürk Lisesi" hakkında, evlatları Arkeolog Elif ve Gemi İnşa Yüksek Mühendisi Emrah'a adadığı, o kadar güzel, o kadar naif, o kadar doyurucu, o kadar göz yaşartıcı bir anısal kitap yazmış ki, tüm Atatürk Liseliler bu çelebi insana teşekkür borçludur. 

Ben de, daima eşinin arkasında olan büyük destekçisi Yörük Ali Efe'nin ilk torunu Şahika Hanımefendi'ye teşekkür ediyorum ve bu sevimli aileyi kutluyorum..

Kitaptan edinmek isteyenler şu adreslere başvurabilir: Dr.Efe Erginer (Muayenehane): Tel - 4642740 ve Atatürk Lisesi Eğitim Vakfı: Tel - 4897237) 

EFSANE HOCALAR

"Mor-Sarı (Atatürk Lisesi'nden Anılar)" isimli kitabında okulun renkleri olan mor ve sarının kimliğini açıklamakla işe başlayan yazar, dillere destan hocalarını kaleme almış. Böylece efsanelere karışan bu Atatürk Lisesi hocalarını bir daha hatırladık:

Zeki Baran, Faruk Nişli (Can Baba), Dürdane Tamay, Abdüssamet Başalp (Nohut), Hilmi İnsel (Keş), Nazım Benli (Kontur), Kemal Özerdim (Şeker Kemal), Garra Sarmat, Nedime Bengisu, Kazım Gürpınar (Baklava Kazım), Selahattin Göktepe (Freud). Abdullah Karamüftüoğlu (Reis), Halide Görgülü, Suphi Atay (Toto), Nebahat Akçay, Rifat Türkeli (Kuroş), İrfan Barış, Kemal Danışman (Teksir), Ferit Tezel (Koçero), Ali Kemal Görgülü, Halit Olalı, Sabahattin Ökten (Püf). Nermin Şamlı, Sururi Bayar (Sururi), Muzaffer Angün (Muzo), Fikret Gürler, Selahattin Okandan, Ahmet Kantar, Pakize Ertürk, Halil Onuralp (Halilcim) ve Nesime Yaşar. Saygıyla anıyoruz.. Hemen hepsi rahmete karışmış bu değerli hocalarımızı bir kitapta yanyana getirmek ve onları yeniden hatırlatmak, vatani görevlerin en yüceleri arasındadır. Sevgili okuyucularım.. Haydi, hep birlikte, eski hocalarımıza birer fatiha okumanın tam zamanıdır!

Eşi Şahika, Yörük Ali Efe'nin ilk torunu

Efe Erginer'in başarılarında büyük payı olan eşi Şahika Hanımefendi, Yörük Ali Efe'nin büyük kızı Zehra Işık'ın kızıdır. Yörük Ali Efe'nin gördüğü ilk torunudur. 

İzmir'in simgesi Atatürk Lisesi

İzmir Tarihi'nin eşsiz simgelerinden Atatürk Lisesi, vatana yetiştirdiği onbinlerce öğrenciyle daima gururludur. O öğrencilerden biri olan Dr. Efe Erginer, okulunun anısal tarihçesini yazarak büyük vefa örneği gösterdi.

Mor Sarı

Gittikçe ağaran karanlık,

Cama vuran ilk ışık

Trampet sesiyle doğan güneş

Hür vatanın hür sesi

Mor sarı menekşeli

İzmir Atatürk Lisesi!

*

Ey! Mor dağların aydınlığı,

İçime doğan güneşin sarısı,

Yakamdaki rozetim

Fikrimdeki Kemal'im

Umut dolu günlerim.

*

Geçse de aradan bunca yıl,

Rozetim hala pırıl pırıl.

Yürüyoruz kol kola

Uygun adım inançla,

Aydınlık Türkiye'nin 

Menekşe tarlasına..

Dr. Efe ERGİNER

Ünlü hocalardan anılar

Kuroş çok popülerdi

Dönemin en popüler hocalarından biri "Kuroş" lakaplı "Rifat Türkeli"ydi.. Cebir ve geometri derslerine gelirdi. Orta Asya kökenliydi, çıkık elmacık kemikli, esmer tenli, sert bakışlı, çekik gözlüydü, Türkmenistan'dan geldiğini duymuştuk. Büyük köşeli parantezlere öteden beri kuroş dermiş. Aç kuroş.. Kapa kuroş.. Böylece kendisine "Kuroş" ismi takılmış. Öğrenciyle derste ve sadece dersle ilgili konuda konuşurdu. İçkiyi severdi ve içerdi. İçtiği zamanlar esmer yüzü kızarır, pembe yanaklı olurdu. Ama muazzam bir matematikçiydi. Bu konuda kimse eline su dökemezdi. Cebir geometriyi diğer matematik hocalarına öğretirdi desem fazla abartmış olmam herhalde. Kuroş'u unutmamız mümkün değil. O bir matematik virtüözüydü.. O bir matematik üstadıydı.. Ve o bir Atatürk Lisesi matematik öğretmeniydi.. Onun her öğrencisi gibi, ben de, Kuroş ta okumanın gururlu ayrıcalığını yaşıyorum.

Garra hoca, bayrak gibiydi

"Garra Sarmat", Tarih ve Sanat Tarihi hocamızdı. Yaşamında sadece Atatürk'e inanır ve ilkelerini can siperane savunurdu. Sıkı bir Atatürkçü ve sağlam devrimciydi. Her fırsatta bizlere Atatürk'ü anlatırdı.. Devrimlerin ve laikliğin, Türkiye için ne kadar hayati olduğunu adeta haykırırdı. İzmir Atatürk Lisesi'nin eski ve köklü hocalarındandı. Bembeyaz saçları, sinirlendiği veya heyecanlandığında kıpkırmızı olan yüzüyle o bir Alsancak gibi dalgalanırdı aramızda.. Tertemiz ve daima ütülü pantalon giyerdi. Yüksek perdeden başladığı, adeta bir tarih konferansı olan dersini aynı tonda sonuna kadar sürdürürdü. Selimiye'yi, Aya Sofya'yı, Sultan Ahmet Camii'ni, hanları, hamamları, külliyeleri, çeşmeleri anlatırdı, anlatırdı.. İngiliz'in atına binerken pantalonunu paçasını kıvırmasıyla duble paçanın ortaya çıktığını, yine atında rahat olsun diye ceketinin arkasını yırtmasıyla yırtmaçın doğduğunu ondan öğrenmiştim.

Fred Asteir sanki aramızdaydı!

Felsefe öğretmenimiz ise, "Selahattin Göktepe" idi. İzmirliler onu daha çok müzisyenliği ve piyano öğretmenliği ile tanır. Çok ince, zayıf, biblo gibiydi. Tam bir aristokrattı. Günlük yaşamında daima papyon takar, Alsancak kaldırımlarında boy gösterirdi. Freud'u uzun uzun anlattığı için ona "Freud" ismini takmıştık. Aslında film aktörü Fred Asteir'e tıpa tıp benzerdi, biraz daha esmeriydi. Diğer felsefe hocamız "Baklava Kazım" ile tam zıttı. Boyları eşitti, yanyana geldiklerinde 10 numara oluşurdu, Baklava şişman, Freud ise incecik. Baklava ney sesiydi, Freud ise flüt. Baklava Mesnevi gibiyse, Freud Hamlet gibiydi. Baklava saz semaisi ise, Freud bir sonattı. İkisinin sentezi ise "Aydınlık Türkiye" idi.

Kaynak : Hürriyet - Ege / 29.06.2008

Go to top